Anasayfa | İletişim | Site Haritası | Arama
  
   
 

Şiddet ve Sezaryen



Prof. Dr. Başar CANDER
basarcander@yahoo.com

Son zamanlarda haberleri takip ediyoruz, her gün yeni bir darp olayı! Acil servisler şiddet konusunda açık ara önde gidiyor. Gaziantep’teki menfur saldırıdan sonra meslektaşlarımızın hepsi birlik olmuş, aynı acıları hissetmiş ve paylaşmıştı. Bunun yanlış uygulamalar sonucu olduğunu düşünmüş, yaptığımız eylemlerle de konunun daha önem kazanacağını, bu olayların azalacağını düşünmüştük. Sanki medya da bize destek verir gibi olmuştu. Sonuçta ne oldu? Olayın vahametini ve sonuçlarını biz de göremedik. Hemen her gün, salgın hastalık gibi her yerde doktora şiddet! Van’da, milletvekili diye nitelendirmekten hayâ duyulacak birinin yaptıkları. Sonra Bakanın açıklamaları. “Doktora vurulmuş her darbe bana vurulmuştur.” Ne oldu? Eğer her darbe Bakana vurulmuş olsaydı, hastanede yatıyor olacaktı herhalde bu kadar darbeden sonra. Kimin umurunda doktorun darp edilmesi? Darp eden kişilerle karakola gidiyorsunuz, mahkemede hâkim serbest bırakıyor. Bu darplar savcıya, hâkime olsa serbest bırakılır mıydı?

 

Şiddet aslında daha önce de yazdığım gibi toplumsal bir sorunumuz. Her yerde, şiddete başvurarak çözüm üreteceğini sanan bir kitle oluştu. Ancak, sağlık sektörü bu konunun en dramatik yaşandığı alan. Çünkü yüzlerce, binlerce insana her gün sağlığı konusunda yardımcı olmaya çalışan insanlara yönelik şiddet uygulaması çok daha sorunlu bir ruh halini ifade ediyor. Önceden doktorlara saygı duyuluyordu. Hem uzun süre eğitim gördüklerinden hem yaptıkları işin kutsal olduğu düşünüldüğünden. Şu anda bile okulda başarılı öğrencilere  “Ne olmak istersin?” diye sorulduğunda en çok “Doktor.” cevabı alınıyor. Peki, ne oldu da bu insanlar canı sıkıldıkça doktor dövmeye başladı?

 

Şiddet acil servislerde çok daha fazla ön plana çıkıyor. Bunun nedeni,  hem o anda hasta ve yakınlarının psikolojik durumu hem de acil servis kalabalığı. Birçok eğitim araştırma veya  devlet hastanesinde günde bini aşkın hasta bakılıyor. Acil servisler tam bir afet bölgesi gibi; ama bir gün iki gün değil, hemen her gün. Bununla ilgili bir tedbir alınıyor mu? Maalesef!.. Hatta bunun yerine neredeyse acil servislere başvuru teşvik ediliyor. Geçenlerde bir televizyon kanalı, bu konuyla ilgili görüşlerimi sordu. Acil servis kalabalığının şiddette önemli bir faktör olduğunu söyledim. Bu konuda halkımızda, idarecilerimizde triyaj kavramının olmadığını anlattım. Avrupa ve ABD’de yapılan triyaj uygulamasından bahsettim. Örneğin; ABD’de en yaygın uygulanan ESI skalasında acil serviste sizi önce triyaj görevlisi karşılıyor. Aciliyetinize göre doktorun sizi ne zaman göreceği, hangi tetkiklerin yapılacağı, işinizin ne kadar süreceği konusunda bazı bilgiler veriyor. “Doktor sizi 2 saat sonra  görecek.”, “Tetkikleriniz 4 saatte bitecek.” vs gibi. Ona göre ya doktoru bekliyorsunuz ya da istemiyorsanız başka hastaneye gidiyorsunuz. Dünyanın en gelişmiş ülkesinde böyle yapılıyor. Bizde ise Bakan dâhil olmak üzere idarecilerimiz hemen hasta bakılacak, acil servise kabul edilecek gibi bir yaklaşım sergiliyor. Bunu anlattığım televizyon kanalı hemen röportajı kesti. Onların da hoşuna gitmedi herhalde. Toplumda öyle bir beklenti oluşturulmuş ki, siz acile girince akan sular duracak, herkes sizin çok daha kıymetli olan hastanızı kurtarmak için koşuşturacak. Sanki film çeviriyoruz… Maalesef, birçok idarecimiz de böyle düşünüyor. Acil hasta bakımı konusunda bilgisi olmadan fikri olan o kadar çok kişi var ki. Biz bunu normal popülasyondan beklerken,  kendi meslektaşlarımız dahi bu konuda farklı bir tutum içinde olabiliyorlar. Acil serviste kalabalık oldukça, memnuniyetsizlik ve şikâyetler devam edecektir. Öncelikle triyaj konusunda herkesin bilinçlenmesi şart.

 

Sağlık çalışanlarına şiddet uygulamasına genel olarak baktığımızda iki ana faktörün sürükleyici olduğunu görüyoruz: Medya ve Politika. Doktorları hedef alan açıklamalar, bu konuda son derece önemli bir altyapı oluşturdu. Politikacıların bundan ders alarak söylemlerini değiştirmesini bekliyorduk. Ancak hiç ders alınmıyor. Nitekim kürtaj-sezaryen tartışmasında Aileden Sorumlu Bakanımız muhteşem görüşünü açıkladı. Doktorlar ağrısız doğum yapmak için sezaryene teşvik ediyormuş. Sayın Bakanımız hangi çağda yaşıyor bilmiyorum ama, artık insanımız bu konuda kendi tercihlerini yapacak kadar araştırıp, doktora öyle gidiyor. Yani bu konuda da suçlu ilan edildi: Doktorlarımız!

Hem de meslektaşımızın kanı kurumadan…

Bu yazı 04.06.2012 tarihinde Medimagazinde yayımlanmıştır.

Bu makale 3560 kez görüntülenmiştir.

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

04.06.2012 15:44:30 Ugur LOK
Acil servisler içerisin de hergün bir afet yaşanıyoruz. Buda acillerde karmaşa, kaos ve çalışanların tüm gayretlerine rağmen arz da bir yetersizlik ve dengesizlik yaratıyor. Bu durumda beklentilerini karşılayamayan ve yetersiz hizmet aldığını düşünen bazı şahısların yaptıklarının yanlarına kar kalabileceği gibi kamuoyunun yarattığı bir algı ile direkt şiddete başvurmaktadırlar. Bu raya kadar etyo-patolojinin aşağı yukarı bu şekilde olduğunu hepimiz tahmin edebiliyoruz. Aslında buraya kadar olayların bu şekilde ceryan ettiğini bakanlık yetkililerininde bilmediğini düşünmek en basit deyimiyle saflık olur du herhalde? Çözümde aslında çok basit ve etkili. Bu bahsetmiş olduğunuz ve tüm gelişmiş ülkelerde uygulanan triaj sisteminin acillerde etkin bir şekilde uygulanmasından geçmektedir. Amaca yönelik olmak üzere çok çeşitli triaj modelleri bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde belirttiğiniz gibi esitriage ve avrupada da 5'li renk sistemi yaygın olarak kullanılmakta ve dünyada öne çıkmaktadır. Her sistemin avantaj ve dejavantajları bulunmaktadır. Sistemi uygulamak için ekstra doktorada ihtiyaç bulunmamaktadır, sistemin lokomotifi hemşirelerdir.Bunu da Sağlık Bakanlığı yetkililerimizin çok iyi bildiğini düşünmekteyiz. Ancak Kanaatimce sorun şuradan kaynaklanmaktadı r. Bakanlık yetkilileri birtakım siyasi ve popülist kaygılarla acillerde tam manasıyla triaj sisteminin uygulanmasını istemediklerini düşündürmektedir. Oysa triaj modern tıp ve acil tıp sisteminin geleceği için hayatidir. Aksi halde atıl kalacağız. Evet şuan acillerde 3’lü renk sistemi vardır ancak bunlar hastaların katagorizasyonu için yetersiz kalmaktadır ve sağlık bakanlığı hastanelerinde kağıt üzerin de uygulanmaktadır, hiçbir şekilde hastalara yansıtılmamaktadır. Sonuçta değişen bir şey olmamaktadır kaos ve hengame devam etmektedir. Sayın hocam bize düşen acil tıp camiası ve derneğimiz olarak bir an önce sağlık bakanlığının gerçek triaj sistemini hastanelerde uygulaması için işbirliği içerisine geçilmeli ve gerekirse angorjman uygulanmalı, aksi halde ne şiddeti önleyebiliriz nede acil servis hizmetlerinde kalıte çıtası yükseltilir diye düşünmekteyim.
04.06.2012 22:20:34 HAKAN MİNİKSAR
Sayın hocam yazdıklarınızı okudukça acil tıp açısından gelecek adına çok umutlanıyorum,heyecan sarıyor.Asistanken bu yaşadıklarımız geçici.. diyoruz ama uzmanken bu sorunlar azalırmı diye düşünürken bu uygulamaların olduğu bir acil tıp sisteminde çalışma imkanımızın olacağı düşüncesi umutlandırıyor hocam.Görev yaptığım sistemli bir üniversite hastanesi .. ama haaaalleeeeen hastaları ilk biz karşılıyoruz çogu zaman.Aslında ben biraz bu konuda hassasım,hemşire att hastayı kabul edip gözlem açmadan hastaya ilk bakmamaya dikkat ediyorum..Hatta hastadan kısa bilgileri alıp degerlendirmeye geçiyorum. Sizlerin bu konuda hatta her konuda çalışmalarınızı gördükçe seviniyoruz..

Yazarın Diğer Köşe Yazıları

Köşe YazısıTarih
Acil Tıp ve Yan Dalları 09.05.2016
Mustafa Koç'un ardından 23.02.2016
“Yalancı Profesör” 26.01.2016
Değişmez mi? 04.01.2016
Yeniden İlk Aşk 17.11.2015
Seçim Sonuçlarında Roller 16.06.2015
Zübük 06.04.2015
Acil TV 09.03.2015
Sosyal Facia 09.02.2015
Ne Zaman İstifa? 12.01.2015
Güven Bana 15.12.2014
Nerede Yanlış Yapıyoruz? 01.12.2014
Bakış Açısı 22.09.2014
Taşlar Oturmuyor 01.07.2014
Yılan Hikayesi 02.06.2014
Liderlik... 26.03.2014
Binalar Tamam da… 24.02.2014
Koltuk Belası 29.01.2014
Olacağı Belliydi 31.12.2013
Ahlaklı Nesil 03.12.2013
Kim Olmak İster? 04.11.2013
Nöbet Bilmecesi 21.06.2013
Acil Tıp ve SGK 11.04.2013
Şeffaflık ve Kayıtlar 26.03.2013
Şeytan Taşlamak 25.03.2013
Acil Servis Yükü ve Kritik hastalar 01.03.2013
İade-i İtibar 04.02.2013
On Yıl Geçmiş 09.01.2013
Yeter! Bizi Rahat Bırakın! 04.12.2012
Esaretin Bedeli 05.11.2012
Asistan Arkadaşımızın Vefatı 08.10.2012
Avrupalı Acilciler Türkiye'de 03.09.2012
Üniversitede Seçim mi, Skandal mı? 07.05.2012
Kaht-ı Rical 02.04.2012
Paramparça 06.03.2012
Başhekim mi, Holding Yöneticisi mi? 09.01.2012
Platini Haklı mıydı? 05.12.2011
Bu Ne Şiddet! 15.11.2011
Nerdeyiz? 26.04.2011
ETKİNLİKLER
  • 14. Ulusal Acil Tıp Kongresi 5th Intercontinental Emergency Medicine Congress 5th International Critical Care  and Emergency Medicine Congress
  • 12 th European Congress of Emergency Medicine  - Glasgow 2018
  • 2. International Emergency Medicine & Family Medicine Sympozium
  • 5. Ulusal Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Simpozyumu
  • Pediatrik Aciller Sempzoyumu
  • 22. Acil Tıp Bahar Sempozyumu AYDIN
  • Üst Ekstremite Muskuloskletal USG ve Rejyonel Sinir Blokları Kursu
  • Acil Tıp Okulu (ATOK) Temel ve İleri EKG Kursu
  • EPAT TRAUMA COURSES 1
  • Acil Yoğun Bakım Kursu İstanbul 1
  • Acilin Şarkısı 2018 yarışması
  • Point of Care Ultrasound Course    Egypt
  • Acil Yoğun Bakım Kursu İstanbul 2
YAZARLAR                      [Tüm Yazılar...]




İLETİŞİM

Acil Tıp Uzmanları Derneği
Yukarı Ayrancı Güleryüz Sk. No:26/19
06550 / Çankaya / ANKARA / TURKEY

Tel: +90 312 4261214
Faks: +90 312 4261244

DERNEĞİMİZ

Derneğin Kurucuları
Derneğin Amaçları
Yönetim Kurulu
Denetim Kurulu
Dernek Tüzüğü
Acil Tıp Asistan Meclisi

KURSLAR

USG Kursu
İKYD Kursu
EKG

YAYINLARIMIZ

Eurasian Journal of Emergency Medicine (EAJEM)
Journal of Emergency Medicine Case Reports

ÜYELİK

Üyelik Koşulları
Üyelik Formu

 
 
 
 LookUs & Online Makale